Allah sevdikleriyle yarattı bütün kâinatı, her şeyi. Dolayısıyla Allah’ın yalnız kalması, O’nun ilahlık vasfına uygun değil. Mesela şefkatli olması ilahlık vasfına uygundur. Akıllı olması, sonsuz akıllı olması uygundur. Her şeyi güzel yaratması uygundur. Cenneti yaratması uygundur. Adaleti sağlaması uygundur. Yalnız kalmaması da uygundur.
Çeşitli varlıklar yaratmış. Bunlardan biri melekler. Melekler çok fazladır. Yani katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon gibi çok fazladır. Bütün uzay, her yer meleklerle doludur. Kimi secde eder, kimi rükû eder, kimi Allah’ı tesbih eder, kimi kıyamdadır. Her yerde, sürekli Allah’ı sevgiyle anarak vaktini en güzel şekilde değerlendirir.
Ama Allah onları yeterli görmemiş, insanı yaratmış. Melekler de buna şaşırıyorlar. “Ya Rabbi, kan akıtacak, zulüm yapacak insanları niçin yaratıyorsun? Biz sürekli Sana secde ediyoruz, rükû ediyoruz, kıyam ediyoruz, Seni çok seviyoruz ve Sana sena ediyoruz” diyorlar. Allah da “Siz bilmezsiniz, Ben bilirim” diyor.
Orada bir incelik var. İnsanın Allah’ı sevmesi, Allah katında daha kıymetlidir. Çok çok daha kıymetlidir; kıyas edilecek gibi değildir. Çünkü melek sevmeye mecbur. İkinci bir durum yok. Ama kul; küfür ile İslam arasında tefrik ederek, ayrım yaparak seviyor. Bu çok önemli.
Allah’ın en önem verdiği insandır. Hayret edilecek bir diğer şey de Allah’ın en önem verdiği hayatın aslında dünya hayatı olmasıdır. Şu kısa dünya hayatı var ya, Allah’ın en önemli gördüğü odur. Cennetteki hayatımız Allah için ikincidir; birinci olan budur. Çünkü sevginin, yiğitliğin, sabrın, yüksek ahlakın ve aşkın öğrenildiği ve uygulandığı yer burasıdır. Burada öğrendikten sonra insan onu sonsuza kadar uygular.
Mesela şu an burada, birlikteyiz. Saat on ikiyi geçmiş. Bakımlı ve güzel gelmişsiniz. Genç kızsınız; isteseniz gidip yatarsınız yahut sinemaya gidersiniz, işinize gücünüze bakarsınız. Hiçbir çıkarınız da yok. Allah için geliyorsunuz. Bu, Allah için çok önemli.
Mesela insanlar bana soru soruyorlar. Birçok insanı bu hiçbir şekilde ilgilendirmez. Soru sorsalar cevap vermez, muhatap dahi olmaz. “Bana ne, gitsin öğrensinler” der. Ama ben her gördüğüm insanı çok seviyorum ve ona şefkat duyuyorum. Mesela bu bir ibadet. Bu, Allah’ın gözü önünde oluyor. Allah bunu duyuyor ve görüyor.
Mesela çarşıya gittim, güzel parçalar aldım. Niçin? Sevdiklerim beğensinler diye. Oradan sevdiklerimin evine gittim, yemek vardı. Onların hoşuna gitsin diye gittim. Yemek yedik, sohbet ettik; onların mutlu olmasını sağlıyorum. Sonra buraya geliyoruz. Burada da sizin yanınızdayım. Sürekli Allah’la beraberiz. Allah’ın en beğendiği şeyler bunlardır.
Bunlar cennette yoktur. Cennette sabır yok, emek vermek yok. Mesela insanın dizi veya sırtı ağrır. Cennette öyle bir şey yoktur. Burada ise ona sabır vardır. Allah, “Kulum, Beni görmeden Bana iman ediyor” diyor. Allah’ın en beğendiği budur. Bunu çok beğeniyor. O yüksek vicdanı çok beğeniyor. Allah gerçek aşkı ister.
Allah zaten görülüyor, tecelli ediyor; insanın başka bir yolu yok. Tek gerçek Allah. Elbette Allah’ı sever. Ama küfrü, deccaliyeti ve münafıkları gösterdiği hâlde onlarla mücadele edip onların arasından Allah’ı sevmek, Allah’ın en beğendiği şeydir. Allah’ın ilahlık vasıflarından biri de budur.
Mesela biz Darwinizmle mücadele ediyoruz. Allah bunu çok beğenir. Darwinizm’i de Kendisi yaratıyor. Fakat Darwinizm’e cevap vermemiz için bize 700 milyonun üzerinde fosil yaratmış ki rahatça cevap verelim. Buna rağmen karşıt insanları da yaratıyor. Bilim insanı gibi görünen kişiler çıkıyor ve ben onlarla bilimsel bir mücadele yapıyorum.
Buraya bir melek gelsin, Peygamberimiz de yanında olsun; Allah peygamberi seçiyor. Hatta mesela Bediüzzaman Said Nursi olsun. Melek mi? Allah Bediüzzaman’ı seçiyor. İnsan takva sahibiyse melekten üstün oluyor; hem de çok çok üstün oluyor.
Allah hiçlik değil; bir varlık. Sevgiden hoşnut oluyor, sevgiyi beğeniyor. Allah mekanik bir şey değil. İnsanlar Allah’ın mekanik olmasını, sevgiden etkilenmemesini istiyorlar. Oysa sevgi Allah’ın hoşuna gidiyor, sevgiyi beğeniyor. Küfrü sevmiyor ama onu da yaratıyor. Çirkinliği sevmiyor, güzelliği seviyor.