Derin iman versin Allah, derin iman. En büyük nimet odur. Onu kazandın mı oh, cennet başladı yani Allah’ın izniyle. Dünya cennetinden ahiret cennetine doğru gidiş hali demektir. Ruhuna bereket, bedenine bereket. Hemen etkisi başlar. Allah’tan kuşku duyulunca beden mahvoluyor, ızdırap çekiyor. Çünkü beden Allah’a aşıktır, hücreler Allah’a aşıktır. Allah’tan kuşku duydun mu bütün beden yas tutar, ızdırap çeker, debelenir çökmeye başlar. Dayanamaz beden ona, mahvolur, Allah vermesin. Onun için Allah ayette diyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur (felah bulur)” (Rad Suresi, 28) diyor. Allah’ı coşkuyla sevmekle, Allah’ı hakkıyla anlamakla, hakkıyla iman edip hakkıyla Allah’tan korkmakla. O zaman beden şifa buluyor işte, ruh da şifa buluyor. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın güzelliği, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in güzelliği ve ferahlığı insanın üstüne sinmeye başlıyor. Mesela İsa Mesih (a.s.) çok imanlıydı. Suyun üstünde yürüyordu, talebesi de yürüyordu, birden suyun içine battı. “Neden imanını kaybettin” dedi, “neden imanın zayıfladı” dedi. “Acaba batar mıyım?” diye düşünmüş, “batar mıyım?” diye düşününce batmış. “Halbuki imanını muhafaza etseydi” diyor, “geçerdi” diyor Hz. İsa (a.s.). Çok yüksek iman lazım, çok samimi iman lazım. O zaman insan madde olmaktan çıkıyor, nuraniyet kesbediyor. Hz. İsa (a.s.) o suyun üstünde yürürken cisim olmaktan, madde olmaktan çıktı. Bütün vücudu nur kesildi. Nuraniyet suyun üstünde de gider, havada da gider, yani maddenin içinden de geçer, nur kesilmiş çünkü. Ama onun için çok derin bir imanla, çok büyük aşkla Allah’ı sevmek gerekir.