AO

0:00/07:48

Cennete İnanıyor Musunuz?

Adnan Oktar Diyor Ki Alıntı Profil

Adnan Oktar Diyor Ki

Abone Ol

Cennete inanıyor musunuz?

Dünyalar güzelim, sana bakıp da cennete inanmamak mümkün mü?

Yani yüksek bir aklın, bir sanat eserisin sen. Yani niye böyle bir varlık olsun? Niye bu kadar güzel olsun? Ve niye bu kadar etkileyici olsun?

Hayır güzel olursun etkilenmeyiz. Ama bak müthiş bir etkileme gücün var. Mesela müthiş bir heyecan veriyorsun. Bu heyecanı veren Allah.

Sende bu güzelliğe, mesela bak kaçtaki düzgünlüğe bak güzelliğe. Gözlerin güzelliğine, burnun biçimine, dudakların güzelliğine, dişlerin akışı, çene, çene uçlarına varıncaya kadar. Mesela alnın, saçların, her yerin çok çok güzel canımın içi.

Seni yaratan güç, boş boşuna seni yaratır mı? Yaratacak seni, otuz kırk sene sonra öleceksin, yok olup gideceksin mezarda. Mesela yirmi yaşındaysa kaç sene yaşar? Hadi yetmiş sene diyelim, beş on sene. Sonra kuruyup gidecek. Niye yarabbi yarattın desek, neden yaratmıştın?

Yani hiçbir amacı yok. Mu? Ölüm gibi bir şey.

Allah yani hiçbir amacı olmadan bir varlığı yaratacak, yaşatacak, yok olup gidecek. Ve hiçbir gayesi olmayacak.

Peki, mesela bak ben burada bakıyorum. Tablet var. Bunu da Allah yaratıyor. Ben hiçbir gayesi yok diyemiyorum. Gayesi var. Ayakkabının gayesi var, halının gayesi var. Gayesi olmuyor, bir şey göremedim ben burada.

Parmakların, gözün, burun, kulakların, her şeyin bir gayesi var. Bedenin de bir gayesi var. İnsanın da bir gayesi var.

Dolayısıyla, derin ve akıllı düşününce bu görülebiliyor.

Canımın neşe bak bizim anlamamız için zaten bu sistemi yaratıyor. Şimdi burada bize Allah niye çarşı yaratsın? Ya beynimizin içinde bize çarşı gösteriyor. Yani niye arabalar göstersin? Niye elbiseler göstersin?

Yani hiçbiri olmadan da olurdu. Hiçbir şey de olmazdı. Biz havayla yaşayabilirdik. Havayla aldığımız, havadan aldığımız azotla falan yaşayabilirdik.

Üstümüzde de, yani vücudun kendi ürettiği bir elbise olurdu. Düz, deriden bir şey. Salgı gibi vücudun. Onunla dümdüz yaşayabilirdik. Hiçbir şey de olmazdı.

Ama muazzam detay var. Yani saatler, arabalar, koltuklar, buzdolapları, kaplar, camlar, kristaller.

Yani bu kadar özen gösterdiğine göre, sonunda da yarabiliyoruz yani. Senin hiçbir amacın yoktu mu diyeceğiz insanlara? Öyle mi denecek? Hiçbir amacın yok.

Yani bu kadar yüce ve sonsuz bir aklın, bu kadar gayesiz bir şey yapması nasıl mümkün olsun ya? Hiçbir amacı yok diyorsun. Yani hiçbir amacı yok.

Ya bir kere muazzam emek verilmiş. Ya katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon emek verilmiş. Bunu götürtmek devam et.

Benim için çok kolay diyor Allah zaten bak. Yaratmak size zor geliyor ama benim için çok kolay diyor Allah.

Yani niye altmıştan yetmişten bitirsin, görüntü devam ederken niye durdursun? Ne mahsuru var yani.

Ama ölüyse durdurur. Yani çünkü ölü zaten ölür neyi görecek yani? Diri için görüntünün durması diye bir şey olmaz.

Ama daha detaylı bilgi istiyorsan, o yani herkese verilen bir bilgi değil.

Mesela peygamberimiz çok uğraştığı için, çok emek verdiği için, dikkatini çok verdiği için, çok ısrar ettiği için, Allah ona mesela cennetin olduğu yerde ona bir görüm verdi.

Mesela cehennemi uzaktan gördü, cenneti uzaktan görecekti ama Allah bakma dedi, sidreyi gördü kapatın örtüyü.

Bu yeterli deriz ona. Yani artık daha ne olsun? Cehenneme göre ve sidreye göre. Burada da cennet var diyor. Cennet var mı acaba denmez artık.

Değil mi artık yani geriye ne kalmış yani? Cehennemi göstertmiş. Sidreye de göre, olay yerini de götürüyor Allah. Olay yerine de götürmüş.

Bizim peygamberimiz hiç yalan söylemeyen bir insan. E gördüm diyor işte, gittim gördüm diyor. Anlatıyor. Anlatıyor.

Ama o devirde tabi peygamberinin pek kıymetini bilmemişler Sallallahu Aleyhi ve Sellemin. Münafık çok olduğu için. Yine o devirde de öyle, ukada, zübbe, münafıklar çokmuş. Kıymetini bilmemişler.

Ama yani şahsi bilgi zaman zaman insana verilebilir. Eğer çok samimiyse onu söyleyeyim.

Yani cennetle ilgili, cehennemle ilgili, Allah’a yakınlıkla ilgili bilgi verilebilir şahıslara. Ama çok çok candan, çok çok akıllı ve samimi olursa ve onu sır olarak saklayacaksa olabilir. Yani onu söyleyeyim.

Yani bundan kapanmaz, bundan durmaz. Çünkü Kur’an’ın ifadesi o. Yani peygamberleri göstermesine bunu anlıyoruz. Tarikatlardaki sulükten de bunu anlıyoruz. Yaşanan olaylardan da anlıyoruz.

Allah seni cennette bana arkadaş etsin, dost etsin. Allah sana uzun ömür versin. Ama bu güzelliğine seni yaşatsın Allah. Hiç bozmasın güzelliğini. Sağlık saati içinde yaşatsın.

Ama canımın içi, eninde sonunda mutlaka öleceğim. Güzeller güzelim.

Yani toprağın içinde, mesela çok kibar bir kafatası, kibar bir kemik yapısı, kollar. Mesela şimdi ben sana konuşuyorum ama, mesela doksan yıl sonra, yüz yıl sonra resmin kalmış olacaktı. Sadece bu resmin görüntü.

Mezarda, kibar böyle çok naif bir iskeletten başka bir şey yok.

Allah bundan bitirmiyor işte. Ama iskelet zorluğunu topluyor işte, iskeletten. Öyle bir şey yok. İskelet bitmiş oluyor yani. Ondan iskeleti unutsunlar.

Yani insan yeniden o iskeletten oluyor diye bir şey yok mezarda yani. İskelet artık gitti o, toprak o. Onun hiçbir alakası yok. Yani eski bedenin hiçbir şeyi kullanılmaz.

Çünkü yeni beden, hiç alakasız fizik kanlığına tabi. Alakasız, o niye öyle kullanılsın?

Yok kuyruk sokumundan kemik çıkıyormuş da oradaki. Öyle bir şey olmaz. Her yeri çürür. Kuyruk sokumundan kemik çürür. Tam gelenekçi hikayeleri.

Kuyruk sokumundan kemik çürümüyormuş. Yani mesela, on bin yıl, yüz bin yıl duruyor. Nasıl oluyorsa, bin milyon yıl duruyor.

Efendim?

Alın haşa, ona ihtiyaç varmış ki.

Ha, evet olmadan olmaz diyor zaten.