Tarihte Mısır halkını yöneten, parayı biriktirip-yığan, malı biriktirip-yığan firavun kadınlar vardı. Münafık ve kafir olan firavunun karıları. Kocaları firavun, kendileri de firavun. Hatşepsut firavun karısıdır ve firavundur o, klasik firavundur. Erkek gibi giyiniyordu, kafasına da bir şeyler takıp-takıştırıyordu. Firavun öldükten sonra bu mikrop kalmıştı, bir süre sonra bu mikrop da ölmüştü. Malı-mülkü Müslümanlara kaldı en sonunda, en en en sonucunda. Bütün ömrü boyunca Müslümanlarla uğraştı bu alçak kadın. Hatşepsut baş belasıydı, Müslümanların baş belasıydı, Hz. Musa (as)’a musallat olmuş bir alçaktı. Firavun da öyle çok azgındı. Çocuklarına da tavrı çok acımasızdı Hatşepsut’un o devirde bilinir. Kocası zaten Firavun cehennemin dibine gitti. Arkasından bu Hatşepsut da cehennemin dibine gitti. Yani ölüler diyarına, o dipsiz kuyuya. Ahir zamanda da öyle firavunlar var, birer birer cehennemin dibine gidiyorlar. Bir gün birisi, bir gün birisi, bir gün birisi, bir gün birisi. İşte ölümün nimet olduğunu da buradan görüyoruz. Çünkü bir yerde cehenneme sevk var, bir yerde cennete sevk var. Müminler cennete gidiyor, münafıklar cehenneme, cehennemin dibine.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir